VİZESİZ GİRİŞ!

Bulanık Görüyorum, Siz?

Ruh gözlüğü size de lazım mı?


  • Kullanılan toplam oy
    4

Meri.D

Moderatör
Yönetici
Moderatör
RUHUMA GÖZLÜK ŞART!

Görü : gözün algıladığı alan. Peki ben neden manzaramı bulanıklık görüyorum? Ya da sizler neler görüyorsunuz?

Felsefe alanı ‘görü’ kavramını Kant abimiz ile kullanmış ve tanımlamıştır. Felsefe görüyü konu etse bile karakterini ‘görü üstünde eylemde bulunan’ akıldan alır. Görü sadece çeşitlilik sunar fakat akıl ile buluşmadığı zaman görü kördür. Benim görüm kör olmamakla birlikte yeterlilik noktasında tam da sayılmaz. Baktığım, görü alanım ise ‘Homo sapiens’. Manzarası insan olan biri için “bulanık görüyorum” demek kadar can sıkıcı başka bir şey olmasa gerek. Kör bir görüye sahip olsaydım, hiç göremiyor olacağım için şikayet edebileceğim bir durum söz konusu olmazdı. Oysa ben çevremde, gördüklerinin farkında olmayan kişiler de görüyorum. Tabi ele alınmaya değer diğer bir konu da, benim neden insanları görü alanıma, manzarama dahil ettiğim. Çünkü ben bir ‘analist’ olarak tanıtabilirim kendimi. Temel benimsediğim görev ‘verileri anlamlı hale getirmek’. Konunun girizgahını yaptığıma göre asıl soruna geliyorum, ben ne görüyorum ki bunu bulanık diyerek eleştiriyorum?

Örnek üzerinden ele alırsak, evdeyken ailesini, okuldayken eğitimcileri ve öğrencileri, sokakta yürürken çevresindeki vatandaşları, trafikteyken diğer sürücüleri, alışveriş yaparken esnaf ve müşteriyi analiz ettiğimi düşünürsek, incelediğim verilerin ne olduğu daha anlaşılır olacaktır. Demek istediğim şey, her birimiz, farklı mekanlarda farklı sosyal kimlikler taşıyorken, yaşadığımız tek bir an üzerinden her şeyi silip geçebiliyor, herkese karşı “sorunlu” kimliğimizi göstermeye hak kazanmış gibi davranıyoruz. Mesela annemizle tartıştıysak, sorumluluklarımızı aksatma hakkını kendimizde buluyoruz. Ya da trafikte sinirlendiysek, arkadaşımıza kızgın yaklaşım sergileyebiliyoruz. Derse geç kaldıysak, suçu otobüs şoförüne yıkabiliyoruz. Sanki tüm evren üzerimizden hain planlar yapıyor da, bizler sütten çıkmış ak kaşıklarız! Öyle mi gerçekten? Davranışlarımızı yok edip sadece hareket eden canlılara dönüştüğümüz için olabilir mi bu görüme sızan bulanıklık?

Davranış kavramı, canlı organizmanın, iç ve dış etkilere karşı gösterdiği ‘bilinçli tepki’ anlamına gelmektedir. Davranışı hareketten ayıran temel unsur, davranışın bir etkiye karşı “bilinçli tepki” olma özelliğidir. Bilinçli davranış esas itibariyle bir nedene dayalıdır ve mutlaka bir amacı vardır. Hareketten farklı olarak bilinçli davranış, davranışta bulunanın “iradesi” ve “bireysel güdülerini” yansıtır. Biz insanlar irademiz, düşünce yetimiz ve bilincimizle hayvanlardan ayrılıyorken, etkilere gösterdiğimiz tepkimelerin insani yanını kaybedersek, bize ne kalır? Cevap veriyorum: Bulanıklık.

Görüyorum, o halde aklıma sağlık. İlk çağ filozoflarından Aristoteles'e göre “politik (sosyal) bir hayvan” olan bizler için, yalnız benim görümün akılla bütünleşmesi yetmez, siz de görün, sizin de aklınıza sağlık olsun. Düşündürücü bir alıntı yapıp yazının önermesi ile konuyu uzatmadan kapatıyorum; “ben bulanık görüyorum, peki ya siz?”

“Sen biliyorsun ki bilinenler, üstündeki giysidir.
Senin yüzüne bakanlar, nasıl anarlar ismini?
Biliyorsun ki başına gelen, hak ettiğinin hepsidir.”
-SANSAR SALVO
 

Heautontimoroumenos

Admin
Yönetici
RUHUMA GÖZLÜK ŞART!

Görü : gözün algıladığı alan. Peki ben neden manzaramı bulanıklık görüyorum? Ya da sizler neler görüyorsunuz?

Felsefe alanı ‘görü’ kavramını Kant abimiz ile kullanmış ve tanımlamıştır. Felsefe görüyü konu etse bile karakterini ‘görü üstünde eylemde bulunan’ akıldan alır. Görü sadece çeşitlilik sunar fakat akıl ile buluşmadığı zaman görü kördür. Benim görüm kör olmamakla birlikte yeterlilik noktasında tam da sayılmaz. Baktığım, görü alanım ise ‘Homo sapiens’. Manzarası insan olan biri için “bulanık görüyorum” demek kadar can sıkıcı başka bir şey olmasa gerek. Kör bir görüye sahip olsaydım, hiç göremiyor olacağım için şikayet edebileceğim bir durum söz konusu olmazdı. Oysa ben çevremde, gördüklerinin farkında olmayan kişiler de görüyorum. Tabi ele alınmaya değer diğer bir konu da, benim neden insanları görü alanıma, manzarama dahil ettiğim. Çünkü ben bir ‘analist’ olarak tanıtabilirim kendimi. Temel benimsediğim görev ‘verileri anlamlı hale getirmek’. Konunun girizgahını yaptığıma göre asıl soruna geliyorum, ben ne görüyorum ki bunu bulanık diyerek eleştiriyorum?

Örnek üzerinden ele alırsak, evdeyken ailesini, okuldayken eğitimcileri ve öğrencileri, sokakta yürürken çevresindeki vatandaşları, trafikteyken diğer sürücüleri, alışveriş yaparken esnaf ve müşteriyi analiz ettiğimi düşünürsek, incelediğim verilerin ne olduğu daha anlaşılır olacaktır. Demek istediğim şey, her birimiz, farklı mekanlarda farklı sosyal kimlikler taşıyorken, yaşadığımız tek bir an üzerinden her şeyi silip geçebiliyor, herkese karşı “sorunlu” kimliğimizi göstermeye hak kazanmış gibi davranıyoruz. Mesela annemizle tartıştıysak, sorumluluklarımızı aksatma hakkını kendimizde buluyoruz. Ya da trafikte sinirlendiysek, arkadaşımıza kızgın yaklaşım sergileyebiliyoruz. Derse geç kaldıysak, suçu otobüs şoförüne yıkabiliyoruz. Sanki tüm evren üzerimizden hain planlar yapıyor da, bizler sütten çıkmış ak kaşıklarız! Öyle mi gerçekten? Davranışlarımızı yok edip sadece hareket eden canlılara dönüştüğümüz için olabilir mi bu görüme sızan bulanıklık?

Davranış kavramı, canlı organizmanın, iç ve dış etkilere karşı gösterdiği ‘bilinçli tepki’ anlamına gelmektedir. Davranışı hareketten ayıran temel unsur, davranışın bir etkiye karşı “bilinçli tepki” olma özelliğidir. Bilinçli davranış esas itibariyle bir nedene dayalıdır ve mutlaka bir amacı vardır. Hareketten farklı olarak bilinçli davranış, davranışta bulunanın “iradesi” ve “bireysel güdülerini” yansıtır. Biz insanlar irademiz, düşünce yetimiz ve bilincimizle hayvanlardan ayrılıyorken, etkilere gösterdiğimiz tepkimelerin insani yanını kaybedersek, bize ne kalır? Cevap veriyorum: Bulanıklık.

Görüyorum, o halde aklıma sağlık. İlk çağ filozoflarından Aristoteles'e göre “politik (sosyal) bir hayvan” olan bizler için, yalnız benim görümün akılla bütünleşmesi yetmez, siz de görün, sizin de aklınıza sağlık olsun. Düşündürücü bir alıntı yapıp yazının önermesi ile konuyu uzatmadan kapatıyorum; “ben bulanık görüyorum, peki ya siz?”

“Sen biliyorsun ki bilinenler, üstündeki giysidir.
Senin yüzüne bakanlar, nasıl anarlar ismini?
Biliyorsun ki başına gelen, hak ettiğinin hepsidir.”
-SANSAR SALVO
Bu konuyu kendi kendime düşünürdüm, lakin böyle güzel ifade edemeyeceğimden ötürü düşüncelerim berrak değildi. Sizin yazınızla düşüncelerim berraklaşmaya başladı. İnsan hakkında yeterince bilgim olmadığı için o gözlük olsa da pek kullanışlı olamıyor maalesef ama çalışmalar devam ediyor :) daha net görene dek öğrenicem ve bir gün bende daha net görebileceğim.
 

Meri.D

Moderatör
Yönetici
Moderatör
Bu konuyu kendi kendime düşünürdüm, lakin böyle güzel ifade edemeyeceğimden ötürü düşüncelerim berrak değildi. Sizin yazınızla düşüncelerim berraklaşmaya başladı. İnsan hakkında yeterince bilgim olmadığı için o gözlük olsa da pek kullanışlı olamıyor maalesef ama çalışmalar devam ediyor :) daha net görene dek öğrenicem ve bir gün bende daha net görebileceğim.
Umarım ben de net görenler kervanına katılabilirim :)
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst